Beraat-i İstihlal Nedir, Ne Demek, Anlamı, Hakkında Bilgi

Berâat-i İstihlâl, Bir esere konusuyla ilgili ifadeler kullanarak güzel bir üslûpla başlamak anlamında edebiyat terimi.

Beraat "üstün olmak, üstün gelmek", istihlâl ise "çocuğun doğduğu anda çı­kardığı ses, başlamak, yeni ayın görün­mesi ve yağmurun yağması" gibi anlam­lara gelir. Bir terim olarak berâat-i is­tihlâl, nazım ve nesirde maksada ve muhtevaya işaret eden kelime ve deyim­lerin yardımıyla konuya ilgi çekici güzel bir üslûpla başlama sanatıdır. Bu sana­ta berâat-i matla", hüsn-i ibtidâ, hüsn-i iftitâh gibi isimler de verilir. Maksada işaret eden kelime ve deyimlerin nazım ve nesrin ortasında yer almasına ise tel­mih denir. Berâat-i istihlâlde bir müna­sebet bularak maksada geçmeye tahallus, herhangi bir münasebet düşürülme­den yapılan geçişe ise iktidab adı verilir. Bu sanata çok değer veren eski müel­lifler hamdele ve salvelede veya dev­rin hükümdarını öven kısımlarda eserin konusuna işaret eden kelime ve deyim­lere özellikle yer verirler.

Bazı dil ve edebiyat âlimleri bu ve ben­zeri edebî sanatlara nesir ve nazımda ayrı bir önem vermişlerdir. Her konunun kendine has ve muhtevasına uygun bir girişi olması gerektiğini söyleyen Câhiz'e göre, "anlatılmak istenen şeye delâlet etmeyen, niyet ve maksadı ortaya koy­mayan sözde hayır yoktur". İstihlâl tabirini terim mâ­nasına en yakın anlamda ilk kullanan­lardan Ebü'l-Hasan el-Cürcânî'ye göre de, "usta bir şair istihlâl, tahallus ve ha­timesini güzelleştirmek için gayret gös­terir".

Özellikle Arap dili ve edebiyatı İçin li-sanî ve edebî güzelliklerin en mükem­mel örneklerinin yer aldığı Kur'ân-ı Ke-rîm'de bu sanata örnek olarak Fatiha sûresi gösterilmektedir. Zira mushafta ilk sûre olan Fâtiha'da Kur'ân-ı Kerim'in muhtevasını teşkil eden konulara veciz bir şekilde işaret edilmiştir. Ayrıca di­ğer birçok sûrenin ilk âyetleri de bu sa­natın en güzel örneklerini ihtiva etmek­tedir.

Arap edebiyatında oiduğu gibi Fars ve Türk edebiyatlarında da çokça kullanılan berâat-i istihlâl sanatına Türk edebiyatında en çok manzum eserlerin mukad­dimelerinde rastlanır. Fuzûlî'nin Leylâ vü Mecnûn mukaddimesi. Şeyh Galib'in Hüsn ü Aşk'ının "Der Sebeb-i Te'lîf" bölümü, Tezkire-i Latîîî'nin dîbâcesi, Sinan Paşa'nin Tazarru'nâme mukaddimesi tanınmış ör­nekler arasında yer alır.

Diyanet İslam Ansiklopedisi