Rasyonalizm Nedir? Tanımı, Öncü Filozofları Hakkında Bilgi

Makale İçeriği
Rasyonalizm Nedir? Tanımı, Öncü Filozofları Hakkında Bilgi
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Sayfa 6
Tüm Sayfalar

Doğruluğun ve gerçekliğin ölçüsünü aklîlikte bulan görüşlerin genel adıdır. Düşünce Tarihinde çeşitli anlamlarda kullanılan Rasyonalizm, özellikle insan bilgisinin kaynağını akılda (zihinde) bulan, bilginin akıldan, düşünceden doğduğunu ve ancak bu bilgilerin zorunlu, mutlak, değişmez, genel-geçer olduğunu iddia eden görüştür.

Rasyonalizm bilginin kaynağı meselesinde Sansualizm (Duyumculuk) ve Ampirizm(Tecrübecilik)'in zıddı, bilginin değeri meselesinde ise Rasyonalist-Dogmatizm ile eş anlamlıdır. İlahiyatta (Teoloji) Rasyonalizm, dinin akla uygunluğunu ifade eder... Salt olarak Rasyonalizm ise, din ve idealizm hakimiyetine karşı, insan aklının (zihninin) sonsuz ve sınırsız imkânlarına aşın güveni dile getirir.

Rasyonalist düşünce, düşünce tarihinde çok eskilere, ta Antikçağ Yunan düşüncesine dayanır. Rasyonalizm'in ilk olarak Parmenides ile başladığı söylenebilir; ancak Elea Okulunun ilk mensubu Ksenofanes de akılcı bir filozoftur. Rasyonalizmi aynı okulun mensuplarından Melissos ve Parmenides'in öğrencisi Zenon geliştirmiştir. Elea Okuluna göre doğruya, gerçeğe ancak akılla, düşünceyle ulaşabiliriz; duyularımı­zın algıladığı nesneler dünyası bir görüntüden ibarettir. Gerçek olanı, değişmeyeni ancak akıl kavrar. Elealılann bu mutlak Rasyonalizminden sonra ise Rasyonalizm, Sokrates'den Descartes'ta kadar dogmatik akılcılıkla karışık bir vaziyette bulunur. Dogmatikler de akılcıdır; çünkü onlar bilgi­lerin zihinde veya ruhumuzda doğuştan mevcut bulunduğunu ileri sürerler. Meselâ Sokrates tam bir dogmatiktir; Eflatun ve Aristoteles de öyle. İlk sistemli Dogmatizm'i bu üç filozofda bulmak mümkündür. Çünkü rasyonalizm bunlarda Dogmatizm ile birleşmiştir. Bu sistemli Dogmatik-Rasyonalizm oradan Ortaçağa, Skolosatik'e ve islâm dünyasında da Meşşâî Okuluna geçer. Oradan ise Descartes, Spinoza, Leibniz, Wolf gibi 17 ve 18. yüzyıl rasyonalist filozoflarına ulaşır. Bütün bu filozofların ortak yanlan, onların insan bilgisine, akla karşı duydukları aşırı güvendir. Onlara göre, ezelî ve ebedî hakikatlar mevcuttur ve aklımızla bu hakikatlan kavrayabiliriz. Bu hakikatlar da Tanrı fikri, Matematik'in sayıları, Akıl Prensipleri, ahlâk ilkeleri vb. şeyler doğuştandır. Akıl, bu ve benzeri daha bir çok genel-geçer, kesin ve zorunlu bilgilere ulaşabilir. Kant dogmatizminde ise doğuştan fikirler ve kavramlar, yerini bilgi kalıpları ve zihin formlarına bırakır. Dogmatizm'den kurtulduğunu söyleyen Kant, zihin kategorileriyle dogmatizmi değişik bir anlayışa kaydırmıştır. Asıl salt Rasyonalizmi ancak zirveye Alman filozofu Hegel ulaştırmıştır. Çağımızda ise akılcılığı tecrübecilikle birleştirerek ele alan görüşler yoğunluk kazanmıştır.