Nicelik Nedir? Tanımı (Felsefe Konuları)

Nicelik, nesnelerin genellikle sayılabilen veya ölçülebilen, toplamı doğrudan sayı olarak belirtilebilen genel özelliğine verilen isimdir. Nicelik, genel anlamda bir nesneler kümesinin sayısal sıklığı, ya da büyüklüğü anlamında da kullanılmaktadır.

Ölçülebilen, azalıp çoğalabilen büyüklük olarak da tanımlanabilen nicelik, ne kadar, ne büyüklükte, kaç, nice gibi sorulara verilecek cevaplar karşılığında kullanılan bir terimdir.

Mantıkçılar ve genel metodoloji bilginleri, niceliği iki sınıfa ayırmaktadırlar. Sürekli nicelikler ve süreksiz nicelikler gibi bir ayrım da iki bölüm veya iki nesne arasında bir ortak sınırın düşünülüp düşünülemeyeceğine dayanmaktadır. Süreksiz nicelikler, matematiğin konusu olan sayıları ifade etmektedir. Nitekim sayılar arasında ortak bir sınırdan bahsedilemez. Sürekli nicelikler dendiğinde de geometrinin konusu olan mekan ve fiziğin konusu olan zaman kastedilmektedir. Sayılar arasında ortak bir sınırdan sözedilmemesine rağmen, çizginin sü­rekli olduğu düşünülürse, çizgi için bölüm­leri birbirine dokunan ortak bir sınırdan bahsetmek mümkündür. Çizgi için sözko-nusu olan bu ortak sınırdan kasıt da nokta­dır. Düzlemsel olanlar sözkonusu olduğu takdirde, bu ortak sınırın bir çizgi olacağı da görülmekledir. Zaman alanında da tıpkı mekan gibi ortak bir sınırdan bahsetmenin mümkün olabileceği açıktır.

Niceliklerin, önemli ve düşünsel çabalarda yanlışlığa ve çelişkiye düşülmemesi için bilinmesi gereken bir diğer özelliği de, karşıtlarının bulunmamasıdır. Nitekim bir uzunluk, bir ağırlık gibi nicel özelliklerin veya ölçüm birimlerinin karşıtlarından sözedilememektedir. Mesela, üç metre uzunun karşıtından ve çelişiğinden sözetmek mümkün değildir. Nicelikler alanında da bir karşıtlıktın bahsedilebilir gibi gözüküyor olsa da verilebilecek en uç (extreme) örneklerin dahi nicelik için olmayıp görelik (relation) kategorisi için geçerli olduğu açıkça görülmektedir, örneğin, çoğun aza, büyüğün küçüğe karşıt olduklarını düşünmek, nicelik kategorisinin dışına çıkmak demektir. Çünkü büyük ve küçük, az ve çok gibi kavramlar, diğer nesnelerin nitelik ve niceliklerin varlıklarına bağımlı oldukları ve onlara göre belirlendikleri için burada bir nicelik bağıntısından veya bir nicelik karşıtlığından sözedilmemekle beraber bir görelik bağıntısının dile getirilmesi ile karşılaşılmaktadır.

Niceliklerde, karşıtlık gibi azlık ve çokluktan da sözetmek mümkün değildir. Niceliğin kendisine has karakteri, eşitlik ve eşitsizlik yüklenebilmesidir. Bir şeklin bîr şekle eşit olduğu veya olmadığı, bir sayının bir sayıya eşit olduğu veya olmadığı söylenebilir.

Niceliğin, bir nesnenin tanımlanması veya bir nesnenin varolabilmesi için gerekli, fakat yeterli şart olmadığı bilinmelidir. Zira, nesne, varlık alanına çıkabilmek için bir niceliğe olduğu kadar, bir niteliğe de sahip olmak zorundadır. Bu, nesnenin ve dış dünyanın (fenomenal alanın) vazgeçilmez nicelik ve nitelik birlikteliğidir. Sadece nitel veya sadece nicel olan hiçbir şey mevcut değildir. Bir nesnenin değişim geçirmesinde de bu birliktelik arasındaki oran ve denge değişiminden sözedilebilmektedir. Nicelik değişmesi olmaksızın nitelik değişmesinin mümkün olmamasına rağmen, bir nesnenin nitel ve nicel birlikteliğinde aslolan yine de niteliktir. Çünkü, niteliğin değişmesi için niceliğin değişmesi zorunludur. Fakat her nicelik değişmesi bir nitelik değişimini de gerektirmemektedir. Nitelik değişmesinin olabilmesi için ancak, nicelik değişiminin belirli bir sınıra ulaşması ve bu sının aşması gerekir. Nitekim, bu sınırı aşmamak şartıyla gerçekleşecek olan bir nicelik değişimi, bir nesnenin farklı bir nesne olmasına yol açmayacağı gibi bir nesnenin farklı türlerinin (variation) oluşmasına se­bep olabilmektedir. Nitelik değişimi, bir nesnenin türünün değişimi anlamına gelmektedir. Örneğin, elli derecelik bir su ile, yetmiş derecelik bir su arasında nitelik fark­lılaşması olmamasına rağmen, yüz derecenin üzerindeki veya sıfır derecenin altındaki bir değişim, suyun niteliğine yansıyacaktır. Böylesi durumlarda, nicelik farkı, belli bir nesne, ya da olayın birliğinde nitelikle ilişki dengesini bozacak kadar azalır veya çoğalır. Demek ki belirli bir sının aşan her nicelik değişimi, bir nitelik değişimine yol açmaktadır. Fakat her nitelik değişiminde de yeni nicelik değişimlerine sebep olunbilmektedir.

Niceliğin, mantığın Aristoteles´ten beri gelmekte olan kalegoriler alanındaki kullanımından ve nitelik kategorisi ile ilişkisinden sonra, onun Önermeler alanındaki önemli yerinden bahsetmek gerekir.

Bir önermenin nicelik açısından ele alınması, bu önermenin konusunun ve yükleminin niceliklerini tespit etmek anlamına gelmektedir. Konusunun niceliğine göre önermeler tekil, tümel, tikel, tabiî, belirsiz olmak üzere beş türe ayrılmakladır. Bu beş önerme çeşidinden tabiî önermeler bilimlerde kullanılmadığı iddiasıyla terkedilmiş, tekil ve belirsiz önermeler de tümel ve tikel önermelere dahil edilmiştir. Böylece, nicelik açısından tümel ve tikel olmak üzere iki önerme sözkonusu olmaktadır.

Bir önermenin yükleminin nicelik açısından sınıflandırmaya tabi tutulması ise 19. yüzyılda ingiliz mantıkçılarından George Bentham ile Hamilton´un çalışmaları sonucunda gerçekleşmiştir. Klasik mantıkta zikredilen önermelerin, yüklemin niceliğini belirtmiyor olmaları, Hamilton´a göre bir eksiklik olarak değerlendirilmelidir. Bu eksiklik, düşüncede olmamasına rağmen, dilde mevcuttur. Öyleyse, düşüncelerin gerçek yansıtıcıları olmaları açısından önermelerde de bu ayrımın yapılması gerekmektedir. Buna göre önermeler, konusu ve yüklemi tümel olan (toto-totale); konusu tümel, yüklemi tikel olan (toto-partielle); konusu tikel, yüklemi tümel olan (parti-totale); konusu ve yüklemi tikel olan (parti-partielle) Önermeler olarak sınıflandırıl­maktadır.

Aristoteles´ten beri gelen klasik mantığın gerek kategoriler ve gerekse önermeler alanındaki yeni yorumlamaları ile Kant, niceliği de bir kategoriler türünün ortak adı olarak değerlendirmektedir. Nicelik, kendi başına bîr kategori olmaktan çok, bir kategoriler toplamının adıdır. Nitelik, görelik ve modalite kategori gruplarının yanında, bir dördüncü kategori grubu olarak yer alan nicelik kategorisi de birlik (ünite), çokluk (pluralite) ve tümlük (totalite) olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Nicelik açısından, evren ve evrendeki sistemler, ya da herhangi bir obje, Kant´a göre, nasıl kavranırsa kavransın, yani ister deneyim yoluyla, isterse doğa araştırmalarında ve isterse metafizik spekülasyonlar yoluyla olsun, biz onu daima bir çokluk, bir birlik ya da bir bütünlük halinde kavrarız. Kant´ta nicelik kavramının ve nicelik kategorilerinin onun metafizik sisteminde ve yorumlamalarında da önemli bir yeri ve önemi vardır. Kant´a göre nicelikten hareket eden birçok büyük metafizik sistemler, evreni kapalı, sonlu bir şey olarak görmüşlerdir. Kant da özellikle gençlik yazılarında bu görüşü ve nicelikten kalkan bir bakış açısını benimsemiş görünmekteydi. Nesnenin temel anlatım biçimlerinden birisi olan nicelik kategorisi, Kant´ta tıpkı nitelik kategorisi gibi, zihnin apriori bir yetisi ve insan aklında doğuştan mevcut bulunan bir Özellik olarak belirlenmektedir.

Ali DÖLEK - SBA