Paradoks Nedir, Ne Demektir, Tanımı, Örnekleri (Felsefe Konuları)

Makale İçeriği
Paradoks Nedir, Ne Demektir, Tanımı, Örnekleri (Felsefe Konuları)
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Tüm Sayfalar

Genel anlayışa aykırı, inanılmaz, tuhaf, harikulade, beklenmedik, hayret edilecek fikir veya söze; diğer bir ifadeyle, herkesçe kabul edilmiş olan fikre veya önceden keşf ve tahmin olunan veya hakikata benzeyen şeye aykırı olan görüş veya söze paradoks denir.

Bu aykırılık, çelişildik anlamında değil, genel ve alışılmış düşünceye uymazlık anlamındadır" Çünkü çelişik düşünce, formel (biçimsel) mantığa göre yanlış bir düşüncedir. Oysa paradoksal hükümler, aynı zamanda, doğru ve yanlış olarak kabul edilebilecek hükümlerdir. Yani görünüşte doğru olan, fakat, gerçekte yanlış olabilen hüküm ve fikirlerdir. Bu sebeple paradoksal ifadelerin ve fikirlerin her zaman yanlış olması gerekmez. Meselâ, dünyanın dümdüz olduğu düşüncesinin yaygın bulunduğu çağlarda, dünyanın yuvarlak olduğu düşüncesi aykırı düşünceydi. Yine Stoa´lıların "acı, bir şer değildir", "yalnız hakim olan hür­dür", "hataların hepsi eşittir" gibi ve Aristo­teles´in "herşey bir yerdedir", "bundan dolayı da bir yer kaplar", "Her bir yer de bir yer­dedir" şeklindeki şaşırtıcı görüşleri herkes tarafından kabul edilmiş bulunan görüşlere aykırıdır. Yalnız bu, her paradoksal ifadenin veya fikrin doğru olabileceği anlamına da gelmez.

Bir takım paradokslu ifadelerin İlkçağdan beri Matematik, Mantık, Fizik, Fizyoloji, Psikoloji, İlahiyat vb. gibi çeşitli saha­larda mevcut olduğu hep dikkat çekmiştir.

İlkçağ Yunan filozoflarında, daha ziyade mantıki ve matematiksel paradokslara rastlanılmakladır. Mantıki paradokslar, yanlışlığı herkesçe bilinen; fakat büyük bir kesinlikle odaya konulan, mantıki olarak doğrulanabilen sonuçlardır. Bu paradoksların en eskileri Parmenides ve Zenon´un, Özellikle "Akhilleus ve Kaplumbağa" paradokslarıdır. Eski felsefe okulları ve Sofistler zihni incelemek için iyi bir alıştırma (temrin) olması için değiştirilmiş, bozulmuş şeylerle de uğraşmışlardır. Hakikatta paradokslara, Şaşırtıcılık ve garipliklere düşmemiş bir felsefe yok gibidir. Çünkü felsefe, açık olma­yan, doğrudan doğruya duyularımızla algılayamadığımız hakikatları, metafizik gerçeklikleri araştırmaktadır. Böyle bir yolda bulunanlar için ise daima gariplikler ihtimal dahilindedir. Stoa´lılann çeşitli paradoksları ile Pisagorcuların bütün fikirlerini özetleyen "herşey sayıdan ibarettir" önermesinden sonra, bir takım fiziki ve geometrik sürekli bütünlerin de "oldukça küçük, çok küçük parçalar" olduğunu düşünmeleri böyle bir paradokstur.