Abdurrahman bin Avf Kimdir, Hayatı

Abdurrahman bin Avf

Abdurrahman bin  Avf, tam adı Ebû Muhammed Abdurrahman b. Avf b. Abdiavf el-Kureşî ez-Zührî (ö. 32/652) Hz. Peygamber'e ilk iman eden ve cennetle müjdelenen on sahâbîden (Aşere-i Mübeşşere) biri.

Fil Vak'ası'ndan (571) on yıl kadar sonra Mekke'de doğdu. Câhiliye döne­minde Abdü Amr veya Abdü'l-Kâ'be olan adı, müslüman olduktan sonra Hz. Peygamber tarafından Abdurrahman olarak değiştirildi. Genç yaşından itiba­ren ticaretle uğraştı. Câhiliye devrinde de içki içmeyen ve güzel ahlâka sahip biri olarak tanınırdı. Hz. Ebû Bekir ile olan eski dostluğu, onun vasıtasıyla müslüman olmasını sağladı. İlk sekiz müslümandan biri olan Abdurrahman, Mekke müşriklerinin baskı ve işkence­leri yüzünden önce Habeşistan'a, sonra da Medine'ye hicret etti. Hz. Peygam­ber onunla ensardan Sa'd b. Rebf ara­sında kardeşlik bağı (muâhât) kurdu.

Hz. Peygamberle birlikte bütün sa­vaşlara katıldı. Uhud'da yirmiden fazla yara aldı, hatta ayağındaki yaralar sebebiyle topal kaldı. Hicretin altıncı yılın­da (628) Dûmetülcendel üzerine yapılan bir seferde. Hz. Peygamber onu seriyye kumandanlığına getirdi ve başına sank bağladı. Savaşı kazanınca Peygamber'in talimatı üzerine kabile reisinin kızı ile evlendi. Tebük seferi sırasında imamlık ettiği bir namaza Hz. Peygamber de iş­tirak etti. Böylece Ebû Bekir gibi o da Resûlullah'a imamlık yapmış oldu. Ve­fatında Hz. Peygamberi kabre indiren dört sahâbîden biri Abdurrahman idi.

Hz. Ebû Bekir'in halifeliği sırasında ona müsteşarlık yaptı. Nitekim Ebû Be­kir, ölümünden önceki hastalığı sırasın­da, Ömer b. Hattâb'ı yerine halife seçme düşüncesini ilk defa ona açmıştır. Abdurrahman b. Avf Hz. Ömer'in hilâfetin­de de bu görevine devam etti. Ashâb-ı kiram halifeye arzetmekten çekindikle­ri meseleleri onun vasıtasıyla intikal et­tirirlerdi. Ömer'e bu derece yakınlığı se­bebiyle zaman zaman geceleri Medine sokaklarında onunla birlikte dolaşarak asayişi kontrol ederlerdi. Bu dönemde Abdurrahman, hac emirliği ve beytül-mâl muhafızlığı da yaptı. Halife Ömer, Mecûsî bir köle tarafından hançerlenin­ce Abdurrahman'ı imamlığa geçirdi ve kendisinden sonra iş başına gelecek halifeyi belirlemek üzere tayin ettiği al­tı kişilik şûraya Abdurrahman'ı da dahil etti. Hz. Osman ve Ali'den başka kendi­si de aday olduğu halde, adaylıktan çekilerek halifeyi bizzat tayin etme yet­kisini üzerine aldı. Daha sonra şûra üyeleriyle ayrı ayrı görüştüğü gibi, İbn Kesîr'in belirttiğine göre, üç gün sürey­le, geceli gündüzlü, ekseriya uykusunu terkederek ordu kumandanlarıyla. eş­rafla, kadın erkek Medine halkıyla ve dışarıdan gelenlerle teker teker veya toplu halde, açık veya gizlice görüşerek bir çeşit “Kamuoyu yoklaması” yaptık­tan sonra Osman b. Affân'ı halife ilân etti. Hz. Osman'ın halifeliğinde de müsteşarlık ve hac emirliği görevlerine devam eden Abdurrahman. halifeye za­man zaman çeşitli ikazlarda bulunmuş­tur.

Abdurrahman b. Avf yetmiş beş yaş­larında Medine'de vefat etti; vasiyeti üzerine cenaze namazını Hz. Osman kıl­dırdı.

Abdurrahman b. Avf, hem Câhiliye döneminde, hem de İslâm devrinde ti­caretle meşgul olarak büyük bir servet kazanmış, servetini Allah yolunda har­camaktan çekinmemiştir. Beş yüz deve yükü tutan büyük bir kervanı bir defa­da bağışlayacak, ayrıca bir günde otuz köleyi azat edecek derecede cömertti.

Hz. Peygamber'den hadis rivayet et­mekte son derece titiz davranmış, bu sebeple de pek fazla hadis nakletme-miştir. Kaynaklarda ondan rivayet edi­len altmış beş hadise rastlanmaktadır. Hz. Peygamber, Ebû Bekir, Ömer ve Os­man dönemlerinde fetvaya ehil görülen ve sayı bakımından, “Orta derecede fet­va veren sahâbîler”den (mutavassıtün) sayılan Abdurrahman b. Avfın fetva­ları, küçük bir risale oluşturacak hacim­dedir.

Diyanet İslam Ansiklopedisi