Beydili Boyu/Aşireti Kimlerdir, Tarihi, Özellikleri, Hakkında Bilgi

Beydili, Oğuzlar'in Bozok koluna mensup boy.

Beydili (Beg-dili, Beg-tili) adına ilk ola­rak Dîvânü lugâü't-Türk'te rastlan­maktadır. Yirmi iki Oğuz boyunun ye­dincisi olarak gösterilen Beydili'nin hay­vanlarına ve eşyalarına vurdukları dam­ga şeklindedir. Eserini XIV. yüzyıl başlarında tamamlayan Reşîdüddin ise hükümdar çıkaran beş büyük boydan biri olarak nitelendirdiği Beydili'nin "bü­yükler gibi aziz" mânasına geldiğini söy­ler ve damgalarını da şeklinde gös­terir. Bununla beraber bugün Beydili'nin anlamı kesin olarak belirlenememiş ve bu adın beg/bey ile dilden (tutsak veya söz) meydana gelen birleşik bir kelime olduğu ihtimali üzerinde durulmuştur.

Diğer Oğuz boylarında olduğu gibi kay­naklarda XIV. yüzyıla kadar Beydili'nin adına pek rastlanmamaktadır. Ancak bunlardan önemli bir kolun Selçuklu İm-paratorluğu'nun kuruluşunda rol oyna­dıkları ve Anadolu'nun fethine katıldık-iarı muhakkaktır. Selçuklu fütuhatına katılmayan kollar ise Horasan'da Sultan Sencer'i yenen Oğuzlar'a mensup teşek­küller arasında yer almış ve Moğol isti­lâsı üzerine de Azerbaycan ve Doğu Ana­dolu'ya, daha sonra da Suriye'ye göç et­mişlerdir. Suriye'deki Beydililer Bozok kolunun önemli boylarından biri olmuş, bu koldan bir boy İran'a giderek Safevî Devleti'nin kurulmasında rol oynarken di­ğerleri Yeni İl ile Halep Türkmenleri için­de ve İç İl yöresinde yurt tutmuşlardır.

Beydili'nin en büyük kolu ise Halep Türkmenleri içinde bulunuyordu. 1520'de Bekir Bey, At Güden Bey ve Yalvaçoğ-lu Abdi Bey olmak üzere üç cemaatten, 1525-1530 arasında kırk üç cemaatten, 1S36'da otuz dokuz cemaatten, 1552'-de altmış altı cemaatten, 1570'te ise alt­mış dokuz cemaatten teşekkül ettiği kay­dedilen Beydili'nin bu tarihlerde yakla­şık 1000 hane dolayında bir nüfusa sahip olduğu görülüyor. Bu gruptan en önem­lileri Karacalu, Kürtler, Bozkoyunlu, Ku-zucuklu, Balabanlı. Taş-baş, Dimleklü, Ulaşlu, Tatalu gibi cemaatlerdi. Naîmâ tarafından Haiep, Rakka ve Diyarbekir bölgelerinde yoğun bir nüfusa ve çok miktarda at, koyun ve deveye sahip bu­lundukları bildirilen Beydililer'in en gü­zel yaylak ve kışlağa mâlik oldukları da kaydedilmektedir. Nitekim Osmanlı Dev­leti onları, gerek eşkıyalık sayılan taşkın hareketleri gerekse savaşçı vasıfları do­layısıyla Suriye'deki Arap kabilelerine kar­şı bir set teşkili gayesiyle Rakka ve yö­resine yerleştirmeye teşebbüs etmiştir. Bu iskâna Yeni İl Türkmenleri içinde bu­lunan 1069 hanelik Beydili kolu da da­hil edilmiştir. 1690-1691'de Akçakale'­den Rakka'ya kadar olan sahada Belih nehri kıyılarına iskân emri verilen cema­atlerden Yeni İl'e tâbi Bekmişlü 500 ça­dır, Kara Şeyhlü 600 çadır, Bozkoyunlu 600 çadır, diğer Bozkoyunlu 200 çadır, Dimleklü 500 çadırdı. Bu sırada boyun başında Bozkoyunlu'dan Ffruz Bey, oğlu Şahin Bey. kardeşi Kenan Bey ve Kurt Bey bulunuyordu. Halep Türkmenleri ara­sındaki Beydili'den iskân emri verilenler İse Tatalu, Kazlı. Balaban, Araplı, Taş-baş, Sincanlu ve Güneş cemaatleri idi. Ancak aynı bölgelere Beydili oymakla-rıyla birlikte iskân edilen diğer cemaatlerin birer yolunu bularak kaçmaları, Bey­dililer'in Arap aşiretlerine karşı yalnız kalmalarına sebep olmuştur. Nitekim 1702'den itibaren Yeni İl ve Halep Türkmenleri'nden bazı cemaatlerin de bura­ya sevkedildiği görülüyor. Yeni İl ve Halep Türkmen­leri içindeki bu Beydili cemaatlerinin 1683 Bağdat Seferi'nde zahire naklinde önemli hizmetlerde bulundukları da be­lirtilmelidir.

Belih nehri kıyılarına yerleştirilen bu Beydili obaları XIX. yüzyılda dağılmış ve Karaşıhli, Araplı, Torun, Bekmişlü, Güneç (Güneş obası), Hacı Ali. Kazlı. Kadirli. Ba-yındırlı ve Ceritli oymakları Gaziantep, Urfa, Nizip, Karkamış, Oğuzeli ve Kilis yöresine yerleşmiştir. Bugün Beydili'den Araplı obasının Çörten höyüğü, Teleyü ve Ağdaş köyieriyle Bekmişlü, Kazlı, Güneç-Bayraktar, Kadirli, Hacı-Mahlı, Haydarlı ve Çelebi obaları köyleri tamamen Suri­ye sınırları içinde kalmıştır. Bu Türk köy­leri, gerek İstiklâl Savaşı'nda gerekse Hatay'ın anavatana katılmasında büyük hizmetlerde bulunmuşlardır.

Beydili Türkmenleri'nin elli dört vergi hanesi olan diğer bir kolu ise Tarsus'ta Koşun nahiyesi Türkmen teşekkülleri arasında bulunuyordu. Ayrıca II. Bayezid devrinde İç İl'de Gülnar kazası dahi­line yerleşmiş Beydililer bugün de adla­rını hâlâ muhafaza ettikleri köyler kur­muşlardır. 27 Ramazan 966 (3 Temmuz 1559) tarihli bir kayda göre bu Beydili kolunun bölgeye bu tarihten evvel gel­diği anlaşılmaktadır IA. Refik, s. I). Bu bölgede olduğu gibi Anadolu'nun diğer yörelerinde de Beydililer'e ait köyler ku­rulmuş olup bugün aynı adı taşıyan bir­çok köy mevcuttur.

İran'a giden Beydililer ise Safevî Dev­leti'nin kuruluşunda Önemli rol oynayan Samlu boyu içinde yer almışlar ve za­manla bu boyun en önde gelen grubu­nu oluşturmuşlardı. Beydili boy beyleri de Sah Tahmasb devrinden itibaren Sa­fevî Devleti idaresinde yüksek mevkiler elde etmişlerdi. Özellikle I. Abbas döne­minde bu boyun başındaki Zeynel Bey hem eşik ağası* hem de Rey valisi ol­muş, Sah Safî zamanında başkumandan­lık mevkiine getirilmişti. Beydili beyleri­nin XVIII. yüzyıla kadar İran devlet ida­resindeki nüfuzları sürdü. Bu yüzyıldan sonra ise giderek tesirleri kaybolmaya yüz tuttu. Yine aynı yüzyılda Beydili grup­ları Azerbaycan bölgesinde yerleşik ha­yata geçmeye başladılar. Bugün İran toponimisinde Beydili adını taşıyan iskân birimleri görülmemekle birlikte bu isim özellikle şahıs adı olarak yaşamaktadır. Sovyet Azerbayan Cumhuriyeti toprak­larında ise Beydili ve Beydilli adlı iki yer­leşme yerine rastlanır. Ayrıca Esterâbâd'da da Göklen Beğdili ismi görülür.

Diyanet İslam Ansiklopedisi