Darülilim Nedir, Ne Demek, Tarihçesi, Özellikleri, Hakkında Bilgi

Makale İçeriği
Darülilim Nedir, Ne Demek, Tarihçesi, Özellikleri, Hakkında Bilgi
Sayfa 2
Sayfa 3
Sayfa 4
Sayfa 5
Tüm Sayfalar

Dârülilim. Ortaçağ İslâm dünyasında bazı araştırma kurumlarına ve kütüphanelere verilen ad.

İslâm dünyasında tercüme ve yük­sek seviyedeki ilmî araştırmaların ya­pıldığı beytülhikme diye adlandırılan merkezler, bir süre sonra yerlerini dâ-rülilimlere bırakmışlardır. Sadece sa­ray mensuplarının, âlimlerin ve bu kurumlarda görevli mütercimlerin girebil­dikleri beytülhikmelerin aksine bir va­kıf kuruluşu olarak teşkilâtlandırılan dârülilimler halka açık tutulmakta ve buralarda yer alan kütüphanelerden genellikle her sınıftan halk İstifade edebilmekteydi. Araştırma kurumu hüvi­yeti taşıyan beytülhikmeierde bir bö­lüm halinde yer alan kütüphane, dârülilimlerde çok defa bu kuruluşun en önemli kısmını oluşturmakta ve dola­yısıyla dârülilimler bazan da "dârülkü-tüb" şeklinde adlandırılmaktaydılar.

Kaynaklar herhangi bir tarih verme­den, İslâm dünyasında ilk dârüülmin şair ve aynı zamanda bir Şafiî fakihi olan Ebü'l-Kasım Ca'fer b. Muhammed b. Hamdan el-Mevsılî (ö. 323/934-35) tara­fından Musul'da kurulduğunu kaydeder­ler. Yâküt el-HamevTnin rivayetine göre bu vakıf kuruluşu herkese açık bir kü­tüphane idi. Hemen her ilim dalına ait önemli eserlerin, özellikle kurucusunun ilgi alanından dolayı çok sayıda fıkıh, ke­lâm, edebiyat, felsefe ve astronomi ki­tabının bulunduğu kütüphanede ayrıca ihtiyaç sahibi okuyuculara yemek verili­yor ve kâğıt temin ediliyordu. îbn Ham-dân'ın bütün vaktini geçirdiği bu mü­essesede konferanslar tertip edilmek­te, ders okutulmakta ve sohbet toplan­tıları yapılmaktaydı. Araştırmacılar, ta­şıdığı özellikler dolayısıyla Mevsılî'nin kurduğu dârülilmin tam anlamıyla hal­ka açık ilk kütüphane olduğu görüşün­dedirler. Kaynaklarda bu kurumla ilgi­li bilgiler. MevsılTnin düşmanlarının ter­tipleri neticesinde Musul'u terkedip Bağdat'a gidişiyle son bulmakta ve bi­nanın da bir süre sonra harap olduğu an­laşılmaktadır. Çünkü arsası üzerine 552 (1157) yılında Ebü'l-Kâsım Ali b. Muhâ-cir'in bir dârülhadis yaptırdığı, daha son­raki bir tarihte de oğlu Elvân'ın aynı yer­de bir Şafiî medresesi kurduğu bilinmek­tedir.