İlk Müezzin Kimdir, İlk Ezanın Okunması

Müslümanlara, günde beş kez, belli bir yerde namaz kılmaları ve namaz için toplanma vaktinin geldiğini ilân etmek, namaz için yapılan çağrı. Arapça bir kelime olan ezan; bildirmek, ilân etmek demektir. Bu çağrıyı sesiyle yapan kişiye de müezzin denir.

İslam tarihindeki ilk ezan okunması ve ilk müezzin müslümanların namaza çağrı için nasıl bir yol kullanılması gerektiği tartışmalarının ertesinde ortaya çıktı.

Miladi 622 yılında sahabeden Abdullah b. Zeyd'in ezan lafızlarının öğretildiği rüyasını Hz. Muhammed'e
anlatması ardından Hz. peygamberin  “İnşallah bu, Hak bir rüyadır.  Kalk, rüyada g ezan" 218" 141" örmüş olduğunu Bilal’e öğret. O, bunları söyleyerek ezan okusun. Zira O’nun sesi, daha gürdür” buyurdu.  Ben de Bilal'le beraber kalktım. O’na teker teker arz ettim.  O, bunları yüksek sesle söyleyerek; ezan okumaya başladı. Bunu evinde olan Ömer b. el-Hattâb işitmişti. Hemen koşarak geldi ve Ey Allah’ın Rasulü!, diyerek; Seni hak ile gönderen Allah’a yemin ederim ki; O’nun gördüğünün aynısını ben de gördüm, dedi. Bunu işiten Rasulüllah: “Elhamdülillah! Şimdi bu rüya, daha sağlam oldu.” buyurdu.

Bu ilk ezanla birlikte İslam tarihinin ilk müezzini Bilâl-Habeşi oldu. O, müezzinlerin piri kabul edilir.
Sadece sabah namazında okunan "Es-salatu Hayrun Mine'n Nevm=Namaz uykudan hayırlıdır" mealindeki cümle Bilâl-Habeşi tarafından eklenmiş, Hz. peygamberin "Bilâl, bu ne güzel söz!" diye onu tasvip etmesiyle kalıcı duruma gelmiştir.