Müderris Nedir Ne Demektir Kimdir Anlamı, Görevleri Nelerdir

Müderris (ar.i.s. ç.müderrisîn)

Belirli bir tahsilden sonra icâzet mülâzemet ve beratla medreselerde ders veren kimselere "müderris" denir. Bugün kullanılan profesör kelimesi yerine Farsça öğretim yapan İran medreselerinde hâce ve Arabça öğretim yapan İslâm ülkeleri medreselerinde "müderris" terimi kullanılırdı.

Osmanlı medrese teşkilâtında "Hâriç" ve "Dâhil" derslerini gören talebe, "Sahn-ı Semân" veya "Süleymaniye" seviyelerinde tedristen sonra mezun olur ve Anadolu'da vazife alacaksa Anadolu Kazaskeri'nin, Rumeli'de vazife alacaksa Rumeli Kazaskeri'nin belirli günlerde meclislerine devam edip "Matlâb" denilen deftere (Ruznâmeye) mülâzim kaydedilir, sırası gelinceye kadar beklerdi ki buna "nöbet" deniliyordu. Nöbet sırası geldiğinde en aşağı derecedeki "Haşiye-i Tecrid" (Yirmili) medreselerinden birine yevmî 20 akçe ile müderris tayin edilerek müderrisliğe geçerdi.

Mülâzemetten sonraki normal muâmeleye göre Yirmili bir medreseye tayin olan müderris sırası ile terakki ederek Otuzlu, Kırklı, Ellili, Altmışlı ve daha yüksek pâyelere çıkabilirdi.

Fâtih'in kurduğu "Sahn-ı Semân" ın hâkim olduğu devirlerde müderrisler son kademe olarak Sahn pâyesine veya Altmışlı Ayasofya pâyesine kadar yükselebilirlerdi. Kanunî devrinde Süleymâniye'nin kurulmasından sonra Süieymâniye Dârü'l-Hadîs'i, II.Selim devrinde Edirne'de Selimiye, III. Murad devrinde Medine'de ili. Murad Medresesi ve III. Mehmed devrinde yine III. Mehmed Medresesi en yüksek pâyeli medreseler sayılıyorlardı.

Bir müderris, bulunduğu seviyeden üst pâyedeki bir medreseye yükselirken şayet münhal bir medrese var ve başka istekli de yoksa hemen tayin edilir, birden fazla istekli bulunması halinde aralarında imtihan açılırdı. Ekseriyetle "Hâric"e tâlipler arasında yapılan bu imtihanlar, Rumeli ve Anadolu Kazaskerleri huzurunda ve çoğunlukla İstanbul'da Zeyrek, Ayasofya ve Vefâ câmilerinde, yazılı ve sözlü olmak üzere iki bölümde yapılırdı.

Yazılı imtihan için bir risâle (tez) hazırlanır sözlüde genellikle muteber bir fıkıh hitabı olan "Hldâye"nin bölümlerinden okutulup sorulur ve üstünlüğü olana medrese verilirdi. İmtihanı başaramayanlar başka bir yerin açılmasını ve ikinci bir imtihanı beklerdi.