Orhan Peker Kimdir, Hayatı, Eserleri, Sanat Anlayışı

Orhan Peker. Türk ressam (Trabzon 1927 - İstanbul 29 Mayıs 1978).

Yaşamı

Resim eğitimine 1944'te Güzel Sanatlar Akademisi'ne girerek başladı ve Bedri Rahmi atölyesine devam etti. Yakın arkadaşı Turan Erol, “O Akademi’ye başlarken bir ressamdı” diyor. Bu yıllar Türk resminde sanatçıların biçim kaygılarının ötesinde kendi üsluplarını, özgün anlatımlarını aramaya başladıkları bir dönemdi. Yeni gruplar kuruluyordu. Orhan Peker de, henüz öğrenciyken arkadaşlarıyla “Onlar Grubu”nu kurdu, sergiler açtı.    

1951'de Akademi’den mezun olan Orhan Peker askerlikten sonra İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda yönetmen Max Meinecke’nin yanında çalışmaya başladı. Buradaki görevi nedeniyle çeşitli Avrupa kentlerini gitti, müzeleri gezdi, çok ilgi duyduğu bir çok yapıtın orijinallerini gördü. 1954’de İstanbul’da ilk kişisel sergisini açtı. Günlük yaşamdan aldığı ve özgün bir biçimde yorumladığı resimleriyle dikkati çekti. 1956'da Adnan Benk’in yazısıyla “Orhan Peker” kitabı yayınlandı.

En yararlı çalışmalarını Salzburg'taki yaz akademisinde sürdüren Peker, bu akademide ünlü Avusturya'lı ressam Oskar Kokochka'nın derslerini izledi. Grafik ve çizgisel yetenekleri ağır basan Peker, 1959'da yerleştiği Ankara'da Turizm ve Tanıtma Bakanlığı'na girdi ve bu bakanlığın grafik işlerini yürüttü. 1963’te Turizm Bakanlığı tarafından bir yıllığına İspanya’ya gönderildi. Buradaki izlenimlerini “İspanya Defteri”nde topladı. 1965’de “Beyaz Atlar” resmi ile 26. Devlet Resim ve Heykel Sergisi Birincilik Ödülü’nü aldı ve 1972’de “Yılın Ressamı” seçildi. Bu arada kişisel sergiler açan, toplu sergilere katılan sanatçı 1969’da Japonya’da EXPO 70 fuarı için mimar Ragıp Uluç’la hazırladığı afişle birinci seçildi ve Japonya’ya gitti. 1970'te “TRT Resim ve Heykel Yarışması Ödülü”nü aldı. 1971’de yurt dışındaki ilk sergisini Brüksel’de Galerie sans Frontières’de açtı. 1972’de tekrar Avrupa’ya gitti, Paris, Brüksel, Köln ve Münih’te çalıştı. 1975’de İstanbul’a taşındı. Daha sonra Ayvalık’ta yaşamaya başladı. 1978’de Bedri Rahmi Sanat Galerisi’nde açtığı sergisi, Türk resminin bu seçkin isminin son sanatsal etkinliği oldu. Orhan Peker, 51 yaşındayken 29 Mayıs 1978'de İstanbul'da öldü.

Sanatı

Kimi zaman soyut denemelere de girişmiş olan Peker bir doğa ressamıdır. Doğaya verdiği önemi şu sözlerle de kanıtlar: "Doğada resimsel görüntüler- saklıdır. Ressamın görevi bu görüntüleri kavrayabilmek, özelliklerini yorumlamak oluyor. Sanatçı bu arada yaptığı resme kendi duygu ve düşüncelerini de ekleyerek bir bütüne varmak ister. Ben başlangıçtan bugüne kadar somut kavramlara bağlı kaldım. Dünya görüşümün, sanat anlayışımın doğal bir sonucuydu bu."

"Sanat içtenliktir" diyen Orhan Peker belli temaları ele alarak bunları çeşitli araştırmalara vurmak, değişik görünümlerde gerçekleştirmek ister. Torbalı atlar, Balıklar, Kediler gibi dizilerde tek bir konuyu değişik biçim ve uyumlar içinde işlediği görülür. 1974'te İstanbul'da açtığı kişisel sergide yer alan Ayçiçekleri tablosu gerek biçim, gerek renk bakımından zengin bir plastik niteliği taşır. Orhan Peker'in sanat eğilimi üstüne bir yargıda bulunmak gerekirse bu ressamın daha çok anlatımcı bir karakter taşıdığı söylenebilir. Desen kıvraklığından ve "grafizm"den çok yağlıboyalarında renksel bir lekecilik ağır basar. Boya katları küçük tepecikler kuracak kadar kalın kabartılarla sürülmüştür tuval üstüne. Çizgiler belirsizdir, ama kaim katlarla sürülen boyalar nesnelerin kitlelerini, ağırlıklarını gösterir.