Ulufe Nedir, Ulufe Töreni, Ulufe Merasimi, Tevziatı

Ulufe

Osmanli mâli sisteminde kullanılan bir terimdir. Arabça yulaf demek olan "alefe" den gelir. Başlangıçta süvarî askerlerin hayvanları için verilen yem parası manâsında kullanılırken, sonradan Yeniçeri askeri ile diğer memurlara verilen maaş yerinde kullanılır olmuştur. Ulufeler yevmiye üzerinden hesaplanırdı. Yeniçerilik kurulduğu zaman her yeniçeriye iki akçalık bir ulufe verilirdi. Bununla beraber ulufelerin dağıtımı her gün değil Hicri Kamerî ay hesabıyla üç ayda bir yapılırdı. Bu yüzden üç aylarda alem olmuş
harfleri birleştirilmek suretiyle yeni terimler ortaya çıkmıştır. Nitekim, Muharrem, Safer ve Rebiüievvel aylarının taksidine ”Meser", Rebiülahir, Cemaziyeievve! ve Cemaziyelahir aylarının taksidine "Recec”, Receb, Şaban, Ramazan aylarının taksidine "Keşen", ve nihayet Şevval, Zilkade, Zilhicce aylarının taksidine de ”Lezez" denilmektedir.

Başlangıçta iki akça olan yeniçeri ulufeleri zamanla çoğalma göstermiş ve üç, beş, yedi akçaya kadar çıkmıştır.

Maaş (ulûfe) defteri, "kütük” ve "esâmi" denilen ana defterlerden çıkarılmak suretiyle hazırlanırdı. Bu defterden üç suret çıkarılırdı.

Biraz önce ulûfenin üç ayda bir alındığına temas edilmişti. Her üç ayda ve Salı günü ulufe almak kanundu. Bu konuda, sınıfın en büyük âmiri olan yeniçeri ağası ile herhangi bir nefer arasında fark yoktu. Onun için Yeniçeri ağası da bu ulûfe işine dâhildi. Hatta burada bir konu üzerinde önemle durmak istiyoruz ki o da Osmanlı padişahlarının da bu ulûfe işine dâhil olmalarıdır. Padişahın ismi birinci bölük (orta) yoldaşları arasında lakapsız olarak mesela Ahmed b. Mehmed şeklinde yazılır. Pâdişâh, mevâcib çıktığı günün ertesi kendisi Yeniçeri ağası ve etrafındakiler de yeniçeri efradı kıyâfetinde tebdilen birinci bölüğün kışlasındaki özel daireye gider orada ulufesini alırdı.

Ulûfe dağıtımı büyük bir merasimle yapılırdı, ödeme gününden iki gün evvelki Pazar günü Sadrazama ulûfe icmali götürmek gerekirdi. Bu icmal resm-ı muamelesi için de merasim yapılırdı. Bu merasimde kimin ne şekilde hareket edeceği, nerede bulunacağı gibi hususlar en ufak noktasına varıncaya kadar belirtilmiştir. Kaynaklarda bu konuda tafsilatlı bilgi vardır. Bu merasimden sonra merasime katilanlara tatlı, kahve, şerbet ve buhur getirilerek mertebelerine göre ikram olunurdu. Bu merasimden sonra artık Salı günü beklenirdi.

Ulufenin dağıtılma günü olan Salı günü de fevkalade merasimler tertiblenir. Divan kurulurdu. Divanda Sadrazam ve kubbe vezirleri yerlerini alırlardı. Padişah da genellikle bir perde arkasından bu tevzi işine nezâret ederdi. Heyet teşekkül edip yerini  alınca sadrıazam adına yazılmış olan Hatt-ı hümâyûn okunurdu. Pâdişâh, ayrıca sadrazama devir kürkü ve hançer de gönderirdi. Hatt-ı hümâyûnu okuma merasimi bittikten sonra ocağı teşkil eden ortaların sayısına göre suret-i mahsusada ve kırmızı meşin keseler içinde hazırlanmış olan ulûfe bedelleri ortaya konurdu. Bu esnada da yeni bazı törenler yapılırdı. Yemekler yenir ve kurbanlar kesilirdi. Bundan sonra Başçavuş her bölüğün ismini okur bölükten biri burada diye bağırır. Onun üzerine o bölük gelip ulûfe keselerini alıp kışlasına giderdi. Ancak altmışbeşinci bölüğe sıra gelince bir ve ikinci seslenişte hiç ses çıkmazdı, üçüncü çağrılmada da "yoktur" diye bir ses yükselirdi. Bunun üzerine başçavuş "yok olsun" der ve meydandaki bütün neferler hep bir ağızdan "yok olsun" diye bağırırlardı. Bundan sonra sıra ile altmış altıncı bölük ve sonuna kadar isim okunmak suretiyle dağıtım yapılırdı. 65. bölük için bu şekildeki hareketin iki sebebi olduğu söylenir. Birincisi bu bölüğün, Genç Osman’ı hayasızca şehid etmeleri, İkincisi de III. Mehmed’in, idam ettirdiği Şehzâde Sultan Mahmud bunlara sığındığı halde bunların şehzâdeyi teslim etmeleri gösterilir. Yeniçeriliğin bozulmağa yüz tuttuğu devirlerde artık ulûfe de satın alınabilen bir mal haline geldi. Askerlik yapmadıkları halde satın aldıkları bu ulufelerle askermiş görünen pek çok esnaf vs. ortaya çıktı. Yeniçerilikle birlikte ulûfe de kalktı. Lütfi Paşa Tarihi'nde ulûfenin miktarı hakkında bilgi vardır.