Hasan Sabbah Hayatı, Fikirleri, Şiddet Faaliyetleri

Hasan bin Sabbâh edebi_sahsiyetler/hasan-sabbah" 195" 261"


İran’daki İsmâiliyye Devletinin kurucusu ve Bâtınîliğin bir kolu olan Haşşaşîn fırkasının reisi. Doğum târihi belli değildir. İran’ın Rey şehrinde doğdu, İran, Kazvin civarında Alamut Kalesi'nde 1124 (H.518) öldü. tam adı, Hasan bin Ali bin Muhammed bin Ca’fer bin Hüseyin bin el-Sabbâh el-Himyerî’dir. Hasan Sabbâh veyâ Hasan bin Sabbâh diye şöhret bulmuştur. Kendi iddiâsına göre, Yemen emirlerinden Yûsuf Himyerî’nin soyundandır.

Hasan bin Sabbâh, çocukluğundan itibâren düzenli bir eğitim ve öğretim gördü. Büyük Selçuklu vezîri Nizâmülmülk ve şâir ve matematikçi Ömer Hayyâm’la berâber İmâm Muvaffak Nişâpûrî’den ilim öğrendi. Büyük Selçuklu Sultanı Alparslan’ın hâcibi yâni en yakın adamlarından oldu. İran’daki dâî-i a’zam İbn-i Attâş’ın telkînlerine kapıldı. Bu sırada ünlü Selçuklu vezîri Nizâmülmülk ile arası açıldı ve Mısır’a kaçtı. Eshâb-ı kirâm düşmanlığı üzerine kurulan Fâtımî Devleti hükümdârı Mustansır-billah’tan iltifât gördü. Bâtınîlik sapık fikirlerinin yayılması için çok gayret etti. İhtiyâr olan Mustansır’ın ölümünden sonra, yerine kimin geçeceği husûsunda oğlu Nizâr tarafını tuttu. Hâlbuki başkaları Mustansır’ın diğer oğlu Müstâlî tarafını tutuyorlardı.

Bu sebeple Mısır’dan ayrılan Hasan Sabbâh İran’a dönerek, Nizâr için propaganda yaptı. İlk zamanlar mûtedil bir Şiî gibi davranıp pekçok câhili aldattı. Sonraları fedâyîn diye bir teşkilât kurup, yol kesiciliğe, eşkıyâlığa, pusu kurup meşhur adamları öldürmeye başladı. 1081 (H. 473) de etrâfına topladığı kimselerle Selçuklulara karşı isyân edip birkaç kaleyi işgâl ederek, İsmâiliyye Devletini kurdu. Kazvin’in kuzey batısındaki Alamut Kalesini 1090 (H. 483)da eline geçirdi. Etrâfına topladığı kimseleri afyonkeş yapan Hasan Sabbâh’ı, Selçuklu Sultânı Melikşâh, nasîhat yoluyla itâate dâvet edip, sapık fikirlerinden vazgeçmesini istediyse de, o, buna aldırış etmeyip, bozuk fikirlerini yaymaya devâm etti. Üzerine kuvvet gönderen, Melikşah'ın 1092'de ölümünden sonra Sultan Sencer'de Hasan Sabbahı yok etmek için çalışmalara başladıysa da Sabbah'ın fedai gözdelerinden biri, gizlice yastığı üzerine hançer saplanmış bir mektup bırakınca saldırmaktan vazgeçti.

Fâtımî hükümdârının ölümünden sonra ikiye ayrılan Bâtınîlerin Nizârî koluna mensup kimselerin de gelip iltihâk etmesiyle kuvvetlenen Hasan Sabbâh ve taraftarları, fitne ve fesatlarına devâm ettiler. Mühim devlet adamlarını, kumandanları ve âlimleri öldürdüler. Büyük Selçuklu Vezîrî Nizâmülmülk’ü şehid ettiler. Ajanlarını devlet teşkilâtları içine, hattâ saraylara ve evlere kadar sızdırıp her tarafa şüphe ve korku yaydılar. Horasan ve Huzistan bölgesindeki bâzı kaleleri de ele geçirip, ticâret ve hac kâfilelerini soydular.

Hasan Sabbâh’ın bazı fikirleri İslam öncesi, Sâsânîler zamânında İran’ı altüst eden Mazdek’in komünist fikirlerini andırır. Pekçok haramları mübah sayıp, âhireti, Cennet’i ve Cehennem’i inkâr ediyordu. Kandırdığı kimseleri uyuşturucu (afyonkeş) bağımlısı yaparak, cinâyetler işletiyor, kurduğu terör teşkilâtıyla pekçok İslâm âlimini, önemli devlet adamlarını ve ve amacına engel gördüğü insanları öldürtmekten çekinmiyordu. Hasan bin Sabbâh öldüğü yıl 1124 (H.518)'e dek saldırılarını sürdürdü. Hasan Sabbâh’ın yazdığı birkaç Farsça eser, 1256'da Moğolların Alamut Kalesini ele geçirdiklerinde imhâ edildi. Ölümü üzerine eski güçlerini kaybeden Alamut Bâtınîleri de 1256 (H.656)da Moğollar tarafından kılıçtan geçirildiler.