Konyalı Mehmet Vehbi Efendi Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi

Makale İçeriği
Konyalı Mehmet Vehbi Efendi Kimdir, Hayatı, Eserleri, Hakkında Bilgi
Sayfa 2
Tüm Sayfalar

Mehmed Vehbi Efendi (1862-1949) Hulâsatü'l-beyân adlı tefsiriyle tanınan son devir din âlimi ve siyaset adamı.

Konya'nın Hadim ilçesinin Kongul kö­yünde doğdu. Babası ilimle de uğraşan Çelik Hüseyin Efendi'dir. Babasının laka­bı sebebiyle Çelik soyadını almış, ilçesine izafeten Hâdimî (Hâdimü) nisbesiyle anıl­mıştır. İlk tahsilini köyünde tamamladı. Anbarlızâde Mehmed Efendi'den Kur'ân-ı Kerîm'i hatmettikten sonra kıraat ve tecvid dersleri aldı. Tomakzâde Mehmed Efendi'den Arap diline dair ilk kitapları okumaya başladı. 1877'de Hadim Medre-sesi'ne kaydoldu. Hafız Ahmed Efendi'­den sarf ve nahivle diğer ilimlere dair ki­tapları okudu. Öğrenimini tamamlamak için 1880 yılında Konya Şirvâniye Med-resesi'ne geçti. Burada Konya müftü­sü Kadınhanlı Hacı Hüseyin Efendi'den Arapça, Tavaslı Osman Efendi'den fıkıh ve usûl-i fıkıh okuyarak icazet aldı.

Mehmed Vehbi Efendi öğretim hayatı­na 1888'de Konya medreselerinde başla­dı. Mahmudiye Medresesi müderrisi iken Konya Hukuk Mahkemesi üyeliğine seçi­lince (1901) buradan ayrıldı. 1903 yılında Konya'da yeni açılan Mekteb-i Hukük'a vesâyâ (veraset ve intikal) müderrisi tayin edildi. 1908"de II. Meşrutiyetin ilanıyla Konya mebusu olarak Meclis-i Meb'ûsan'a girdi. Meclisin kapatılmasından sonra Konya'ya döndü (19 il), yeniden tedrisa­ta ve eser telifine başladı. Dört yıl içinde tefsirini tamamladı. Tekrar toplanan son Osmanlı Meclis-i Meb'ûsanı'na Konya me­busu olarak girdi ve İstanbul'un İngilizler tarafından işgali üzerine padişah ve An­kara ile görüşmek için seçilen heyette yer aldı. 16 Mart 1920'de Sultan Vahdeddin ile yapılan görüşmede ona düşmana karşı direnmeyi ve Anadolu'daki harekete des­tek vermeyi önerdi.[260] Heyet ardından Ankara'ya giderek Mus­tafa Kemal Paşa ve arkadaşları ile gö­rüştü.

Mondros Muta nekesi'nden sonra işgal güçlerine karşı Anadolu'da başlatılan Kuvâyi Milliye hareketi içerisinde aktif ola­rak çalışan Mehmed Vehbi Efendi yaptığı konuşmalarla vatandaşları düşmana kar­şı mücadeleye teşvik etti. Konya Valisi Cemal Bey'in halkla anlaşmazlığa düşüp görevini terketmesi üzerine şehrin ileri gelenlerinin isteğiyle Konya valiliği göre­vini kabul etti ve şehrin İtaiyanlar'ca İş­galine engel oldu. İstan­bul hükümetinin Kuvâ-yi Milliyeciler ile anlaşması üzerine valilik görevine tayin edilen Suphi Bey'in şehre gelmesiyle Meh­med Vehbi Efendi görevi ona teslim etti. Türkiye Büyük Millet Meclisi açılınca Kon­ya mebusu olarak meclise girdi. Konya mebusu Celâleddin Arif Bey'in Erzurum'a gitmesi dolayısıyla üç ay Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne başkanlık yaptı. Çumra ayaklanmasını bastırmak için Refet Paşa ile birlikte Konya'ya geldi. Mustafa Kemal Paşa tarafından Ankara'ya çağırılması üzerine geri döndü ve Fevzi Paşa kabine­sinde Evkaf ve Şer'iyye vekili oldu. Sultan Vahdeddin'in İngilizler'in himayesinde İs­tanbul'dan ayrılmasından sonra onu pa­dişahlıktan ve halifelikten azleden meş­hur fetvayı Mehmed Vehbi Efendi verdi. Aynı fetva gereğince hilâfet makamına Abdülmecid Efendi getirildi.[262] Meclisin güvensizlik oyu sebebiyle düşen hükümetle birlikte vekillik görevi sona eren Mehmed Vehbi Efendi'nin 1923 Nisanında Türkiye Bü­yük Millet Meclisi'nin feshedilmesinin ar­dından mebusluk sıfatı da kalkınca siya­seti tamamen bıraktı.

Kendisini ilme vermesine rağmen Meh­med Vehbi Efendi'nin zaman zaman bas­kılara uğradığı ve gözetim altında bulun­durulduğu görülmektedir. İzmir suikastıyla (16 Haziran 1926) ilişkili olduğu ge­rekçesiyle Konya ve Ankara'da yirmi gün kadar gözetim altında tutuldu; suçsuzluğunun anlaşılması üzerine İstiklâl Mahkemesi'nde yargılanmaktan kurtuldu. Mehmed Vehbi Efendi 27 Kasım 1949 ta­rihinde vefat etti ve Konya'da Ankara yo­lu üzerindeki Musalla Mezarlığı'na defne­dildi. Mehmed Vehbi Efendi cesaret ve dirayet sahibi bir kimseydi. Daima vicdanî kanaatleriyle hareket etmiş, etki altında kalmamış ve düşüncelerinden tâviz ver­memiştir. Osmanlı Meclis-i Meb'ûsanı'nda ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde hiçbir gruba bağlı kalmamış, yanlış gördüğü uygulamalara karşı çık­mış, baskılara boyun eğmemiştir. Bir Anadolu insanı olarak yaşamaya devam etmiş, vekilliği esnasında kılık kıyafetin­de bir değişiklîkyapmamıştır. Onun nük-tedan ve hoşsohbet bir kişiliğe sahip ol­duğu belirtili.

Eserleri