Korkunç Yıllar Cengiz Dağcı Kitap Özeti, Konusu, Karakterleri

Yazar: Cengiz Dağcı

Ana Fikir:
Büyük küçük bütün devletlerin Türklerin varlığından rahatsızlık duymaları; onları sindirip birbirlerinden ayırmak için dillerini yasaklamarı, kendi amaçları doğrultusunda Türkleri ateşe atmaktan çekinmedikleri anlatılmıştır.Bunun için birbirimize ve dilimize sımsıkı bağlanmalıyız, o zaman bizi bu topraklardan kimse atamaz.

Konu: II. Dünya Savaşı esnasında Sovyetler Birliğinde yaşayan Türklerin karşılaştığı asimilasyon ve çektiği sıkıntılar, haksızlıklar, kullanılmaları ve vatan sevgisi.

Özet: Olaylar İtalya’da Sadık ve Cengiz’in bir akşam sohbeti esnasında doğuyor. Sadık 1930-1940’lı yıllarda Rusya’da yaşamış bir Kırım Türkü. Hayatını hatıralar adı altında bir defterde topluyor.
Sadık çocukluk yıllarında köyde yaşıyor daha sonra babasının milisler tarafından tutuklanmasıyla şehre taşınıyorlar; babasının bir kaç ay sonra serbest bırakılmasıyla da Akmescit’e taşınıyorlar. Sadık durumları çok kötü olmasına rağmen babasının ısrarları üzerine okula yazılır.
Ruslar 150 yıldır Türkleri yok etmek için her türlü yolu deniyorlardı. Önce camiiler de ezan okunmasını yasakladılar, ardından da onları yıkmaya başladılar.

Kırım Türk'lerinin orta yaşlıları milliyetçidirler. Bu duyguyu evlâtlarına da aşılarlar, onlara "Kuzu Kurpeç" ve "Çora Batır" gibi kahramanlık destanlarıyla, "Siyer-i Nebi" gibi dinî kitapları anlatırlar ve okurlar. Sâdık'ın babası Hüseyin Ağa da bu çeşit Kırımlılardandır. Mekteplerde dine ve milliyetçiliğe (bilhassa Türk milliyetçiliğine) insafsızca hücumlar yapılmasına rağmen, evlerdeki aile mektepleri, çocukların büyük bir ekseriyetini Türk milliyetçisi olarak yetiştirir. Sadık da, bu aile mekteplerinde yetişen milliyetçi gençlerdendir.

Sadık’ın okuldaki en iyi dostu Süleyman’dı. Sadık doktor olmayı istiyordu fakat Süleyman subay olmanın daha önemli olduğunu savunuyordu. Bir gün Rus Ordusu mensuplarından Şişkof onları subay olarak Rus Ordusu’nda görmek istediğini belirtir. Sadık istemese de en mantıklı seçimin bu olduğuna karar verir. Şişkof onları subay hazırlama okulunda her zaman kontrol altında tutar ve her fırsatta Rusça konuşmaları için teşvik eder.

1940 yılında tankçı teğmen olarak mezun olur. Kıt’aya gittiğinde zorluk çeker ama ailesinden aldığı mektuplar ve kardeşinin gönderdiği gazeteler onun rahatlatır. Bir gün kardeşinin yolladığı gazetelerin Rusça yazıldığını görür. Gazete adları ve harfleri değişmiştir, bu Sadık’ı kahreder. Ruslar Tatar Türklerinin artık dillerine bile karışmaktadır. Süleyman’ın bu olaya fazla önem vermemesi ise onu büsbütün  sinirlendirir. ”Bir milletin varlığı; dili ve yurdu ile belli olur.” dese de Süleyman’ın dikkatini çekemez. Dilin ne kadar önemli bir olgu olduğunu Süleyman’a ispatlamak için o gece nöbetçi olan bir Tatar askerini yanına parolayı bilmeden yaklaşır. Nöbetçi Sadık’ın Türkçe konuştuğunu duyunca hemen silahını indirir ve parolayı söyler.

Rus-Alman Harbi başlar. Sadık savaş esnasında Almanlara esir düşer. Bir süre esir kamplarında yaşar. Orada çeşitli zorluklar çeker. Kimi haftalar bilinçsiz bir şekilde aç susuz yaşamaya çalışır. Bir gün Alman Astsubayı’nın emrinde çalışmaya başlar ve burada Almanların kendi menfaatleri için yaptıkları haksızlıkları gördükçe içi sızlar. Türkler iki ülke arasındaki savaşta eriyip gitmektedir.

Astsubayın ve karargahtaki subayların tavsiyesi doğrultusunda Almanlar kendisine casusluk teklif ederler fakat Sadık bunu kabul etmez. Bunun üzerine tekrar esir kampına gönderilir.
Kampta Türklerle aynı barakada kalmaktadır, bu onu çok mutlu eder ve bir süre sonra kararını değiştirir; Türkistan Lejyonu’na katılır ve bu sefer de Alman üniformasıyla Ruslara karşı savaşır.

Sadık: Hatıratların yazarıdır; vatanını ve dilini çok seven birisidir.
Cengiz: Hatıraları bulan kişidir
Süleyman: Sadık’ın okuldan arkadaşıdır.Üniforma sevdasıyla yanıp tutuşan bir gençtir
Şişkof: Rus Ordusu Siyasi Komiseri’dir.Sadık ile Süleyman’ı Rus Ordusu’na alır.
Vasilef: Sadık’ı çok seven bir askerdir.Sadık’ın hayatını kurtarmak için ölür.